Orhun, Sahra’yı baygın halde buldu

“Eylül: Kayıp Kızının Peşinde” – Umut, İhanet ve Bir Annenin Duası
Türk televizyon dünyası, bu sezon yeni bir dramla sarsılmaya hazırlanıyor. Yapımcılığını Ferah Film’in, yönetmenliğini ise Orhan Demir’in üstlendiği “Eylül: Kayıp Kızının Peşinde”, bir annenin kaybolan kızını bulmak için verdiği umutsuz ama kararlı mücadelenin hikâyesini ekrana taşıyor.
Bir Duayla Başlayan Fırtına
Dizinin açılış sahnesi, sessiz bir dua ile başlıyor. Eylül ellerini semaya açıyor:
“Allah’ım, her imtihanına dayandım ama bu çok zor. Kızımı muhafaza et. Bana sağ salim geri gönder.”
Bu sözler, dizinin duygusal tonunu belirliyor. Çünkü burada anlatılan sadece bir kayıp hikâyesi değil, inanç, sabır ve annelik içgüdüsü arasındaki derin bağ. Seyirci, daha ilk dakikada Eylül’ün kalp atışlarını hissediyor.
Yönetmen Orhan Demir, bu sahne hakkında “Her annenin içinden bir dua geçmiştir. Biz o duayı görünür kıldık,” diyor.
Gerilimin Nabzı: Kızını Kaçıran Gölge
Eylül’ün küçük kızı Sahra kaçırılmıştır. Bu olay, dizinin merkezine oturan gizemli bir suç örgüsünü başlatır. Kızını kaçıran kişi, para karşılığında teslim edeceğini söyler. Ancak izleyici kısa sürede anlar ki, bu yalnızca bir oyundur. Çünkü “Parayı versem de kızımı bırakmayacak. Onu yakalayana kadar durmayacağımı biliyor,” diyen Eylül, bir annenin sezgisiyle hareket etmektedir.
Orhun karakteri ise hikâyeye güç, intikam ve çaresizlik arasında sıkışmış bir baba figürü olarak dâhil olur. Kızını kurtarmak için her şeyi göze alan bir adamdır. “Onu yakalayana kadar durmayacağım” sözleri, karakterin kararlılığını gözler önüne serer.
Karanlıkta Saklanan Gerçekler
Dizi boyunca “iyilik” ve “kötülük” arasındaki sınırlar giderek belirsizleşir. Eylül, bir yandan Tanrı’ya sığınırken, diğer yandan karanlık bir dünyanın içine çekilir.
“Nasıl buldu beni? Bittim ben,” diye fısıldadığı anda seyirci, karakterin ruhsal çöküşünü derinden hisseder.
Bu bölümlerde kullanılan müzik, dizinin gerilimini katlayan en önemli unsurlardan biri. Hafif yaylı melodiler, Eylül’ün dua ettiği anlarda umut yaratırken, aynı ezgiler kaçırılma sahnelerinde korkuya dönüşüyor.
Görüntü yönetmeni Selim Aktaş, “ışıkla dua arasındaki ilişkiyi” öne çıkardıklarını söylüyor:
“Eylül dua ederken yüzüne düşen ışık, Tanrı’nın sessiz cevabı gibi. Ama karanlık sahnelerde aynı ışık, artık bir korkunun sembolü haline geliyor.”
Kadın Dayanışması ve Güç Teması
Eylül’ün yanında yer alan bir diğer karakter, Feriha. “O bana yardım eder belki,” diyen Eylül, dostluk ve dayanışmanın gücüne sarılıyor. Dizi, kadın karakterleri yalnızca mağdur değil, mücadele eden bireyler olarak resmediyor.
Senarist Asuman Kaya, bu noktayı özellikle vurguluyor:
“Kadın karakterlerimiz kaderine boyun eğmiyor. İnancı, zekâsı ve sevgisiyle ayağa kalkıyor. Çünkü bu dizi, bir kadının kurtuluş hikâyesidir.”
Aksiyonla Duygusal Gerilim Arasında
Finale yaklaşırken sahneler adeta nefes kesiyor.
“Eylül aç kapıyı! İçeride olduğunu biliyorum!”
“Sahra, kızım orada mısın?”
“Baba buradayım, kurtar beni!”
Bu replikler, dizi tarihine geçecek kadar dramatik bir kurtuluş sahnesine dönüşüyor. Seyirci, hem korku hem umut arasında kalıyor.
Yönetmen Demir’e göre bu sahne, sadece bir aksiyon değil, “imanla korkunun çarpıştığı bir an”.
İnanç, Aile ve Adalet
Eleştirmen Zeynep Koral, “Eylül: Kayıp Kızının Peşinde” dizisini şöyle özetliyor:
“Bu yapım, klasik bir dram gibi başlıyor ama çok daha derin. İnanç, adalet, merhamet ve intikam iç içe geçmiş. İzleyici her karakterde kendinden bir parça buluyor.”
Dizi, Türk televizyonlarında uzun süredir eksikliği hissedilen bir temayı yeniden hatırlatıyor: Annelik inancı ve insanın sınavı.
Yayın Tarihi ve Beklentiler
“Eylül: Kayıp Kızının Peşinde” adlı dizi, 2026 Şubat ayında hem televizyon ekranlarında hem de dijital platformlarda izleyiciyle buluşacak. İlk tanıtım videosu şimdiden sosyal medyada büyük yankı uyandırdı. “Allah’ım kızımı koru” cümlesi, kısa sürede binlerce kez paylaşıldı.
Tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde “Eylül”, yalnızca bir kayıp hikâyesi değil; inancın, azmin ve bir annenin sevgisinin destanı haline geliyor.