Hira’nın hamilelik belirtileri baş gösteriyor

Hira’nın hamilelik belirtileri baş gösteriyor 🤭 | Esaret 526. Bölüm

Bir Saç Teli Kadar Yakın: Üç Kuşağın Hikayesi

Evlerin içinde bazen sessiz mucizeler yaşanır. Ne manşet olur, ne de flaş haber… Ama bir annenin endişeli bakışında, bir çocuğun masum tebessümünde ve bir babaannenin sabır dolu ellerinde, hayatın tüm anlamı gizlidir.

Sabahın erken saatlerinde evin içi sessizdir. Babaannenin elleri, torununun saçlarını örerken yılların izini taşır. Yüzündeki kırışıklıklar, yaşamın ona öğrettiklerinin haritasıdır adeta. Torunu ise aynada kendi yansımasına bakarken gururla gülümser. “Bak anne, babaannem saçımı yaptı.” der sevinçle. O anda anne, hem geçmişini hem geleceğini bir arada görür.

Babaanneler, yalnızca ailedeki en yaşlı kişiler değil, aynı zamanda hafızadır. Bir çocuğun saçına dokunurken sadece örgü yapmazlar; sevgi, sabır ve geçmişin tüm sıcaklığını o saç tellerine işlerler. Modern dünyanın hızına inat, onlar zamanı yavaşlatır, anı kıymetli kılar.

Anne mutfağa geçer, ama bir an durur. Kızının saçlarından gelen hafif bir koku burnuna çarpar. “Ne sürdün sen saçına?” diye sorar. Cevap masumdur: “Her zamanki saç kremimi.” Ama annenin içi rahat etmez. Bir an için bir şeylerin ters gittiğini hisseder. Kadınların sezgileri, çoğu zaman en hassas alarmlardır.

Birkaç saniyelik endişe, aslında hayatın kırılganlığını hatırlatır insana. Çünkü hiçbir anne, çocuğunun en ufak tehlikede olma ihtimaline bile dayanamaz. “Ben onu halledip geleyim.” der sessizce ve gider. O an, onun kalbinde yalnızca bir düşünce vardır: korumak.

Bu sahne, sadece bir dizinin ya da film sahnesinin ötesindedir. Gerçek hayatta da birçok kadın, aynı anda hem anne, hem evlat, hem torun, hem de bakıcı olur. Her biri başka bir kuşağın sorumluluğunu taşır. Bir yanda yaşlanan annesine ilaçlarını hatırlatan ses, diğer yanda uykuya dalmakta zorlanan küçük bir kız…

Bir annenin omuzlarındaki yük bazen kelimelere sığmaz. Fakat tüm yorgunluğuna rağmen, o evi ayakta tutan şey yine onun sevgisidir. Çünkü anne sevgisi, üç kuşağı birbirine bağlayan görünmez bir iptir.

Toplum olarak bazen bu küçük anların kıymetini unuturuz. Çalışma temposu, şehir hayatı, modern kaygılar derken, aile içindeki o sıcak bağlar arka planda kalır. Oysa bir çocuğun “babaannem saçımı yaptı” deyişi, dünyadaki en saf mutluluklardan biridir.

Bu hikâye bize bir gerçeği hatırlatıyor: Sevgi, bakım ve paylaşım hiçbir zaman eskiyemez. Yaş ilerlese de ellerin titremesi, gözlerin bulanması, zamanın getirdiği yorgunluk bile o sevginin gücünü azaltmaz.

O küçük kız büyüyecek. Bir gün o da belki kendi çocuğunun saçlarını tarayacak. Ve o an, yıllar önce babaannesinin ona yaptığı örgüyü hatırlayacak. Çünkü sevgi, kuşaktan kuşağa aktarılan en kalıcı mirastır.

Son sahnede anne kızına sarılır, babaannenin sesi koridordan gelir: “Hava güzelse bahçeye çıkacağım.” Ev sessizleşir ama içi yaşam doludur. Üç kuşak, aynı çatı altında, aynı kalp ritmiyle atar.

Belki de hayat dediğimiz şey tam olarak budur:
Bir saç teli kadar ince, ama o kadar güçlü bir bağ.