Aziz’e kurulan ölümcül tuzak!

Aziz'e kurulan ölümcül tuzak! | Esaret 517. Bölüm

 

Evde Kalan Tespih ve Bitmeyen Hesap: Sessiz Bir Mahallenin Kanlı Gecesi

İstanbul’un sessiz bir mahallesinde dün gece yaşanan olay, hem komşuları hem de tüm ülkeyi derinden sarstı. Her şey, sıradan bir akşam gibi başlayan bir konuşmayla başladı. “Anne diyorum deminden beri, ne eksik?” cümlesi, sonrasında yaşanacak trajedinin ilk işaretiydi belki de. Kayıtlara geçen bu son diyaloglar, geriye acı bir hikâye bıraktı: bir kadının öfkesi, bir adamın son nefesi ve evde unutulan bir tespihin sessiz tanıklığı.

Olay saat 22.00 sularında meydana geldi. Görgü tanıklarının ifadelerine göre, evden önce müzik sesleri, ardından da yüksek bir tartışma duyuldu. Kadının “Elimde olmayınca eksik hissediyorum, götüreyim bari” dediği anda, belki de son bir umutla evden çıkmaya hazırlanıyordu. Ancak kader, bambaşka bir plan yapmıştı.

Bir süre sonra, komşular evin önünde bir aracın çalıştığını, ardından kısa bir sessizlik ve sonra bir çığlık duyduklarını anlattı. “Geliyorum hemen. Ay o nereye?” sözleri, paniğin, şaşkınlığın ve korkunun karıştığı bir anı tarif ediyordu. Olaydan kısa süre sonra, evden bir silah sesi duyuldu. Ardından, kadının sesi tekrar yankılandı: “Hayır… Hayır. Sonunda geberdi. Aynen öyle. Sana dedim Aziz, Diyaneti affetmem dedim. Bunu sen istedin.”

Bu sözler, olayın sadece bir kişisel mesele değil, aynı zamanda derin bir inanç çatışmasını da içerdiğini düşündürüyor. Cinayetin nedeni hâlâ tam olarak bilinmese de, iddialara göre Aziz isimli kişiyle arasında uzun süredir süregelen bir husumet vardı. Kadının “Diyaneti affetmem” ifadesi, olayın dini bir boyut taşıdığına dair spekülasyonlara yol açtı.

Polis olay yerine ulaştığında, failin elinde bir tespih olmadığı, ancak evin içinde duvarda asılı bir tespihin bulunduğu belirtildi. İlginç olan ise, kadının olaydan hemen önce “Tespihim evde kaldı ama geç kaldım” demesiydi. Bu söz, hem sembolik hem de psikolojik açıdan büyük bir anlam taşıyor. Belki de o tespih, onun vicdanıydı; evde kalan, ama asla unutulmayan bir parça.

Komşulardan biri, “O kadını hep sakin bilirdik, ama son zamanlarda içine kapanmıştı. Sürekli kendi kendine mırıldanır, müzik dinlerdi” dedi. Bir diğeri ise, “O gece müzik çok yüksekti. Kimse böyle biteceğini tahmin etmezdi,” diyerek şaşkınlığını dile getirdi.

Olay yerinde yapılan incelemelerde bir tabanca, birkaç boş kovan ve üzerinde kan izleri bulunan bir tespih ipi bulundu. Cinayet şüphesiyle gözaltına alınan kadın, ilk ifadesinde sessiz kaldı. Sadece bir cümle kurdu: “O bunu hak etti.”

Psikologlar, bu tür olaylarda bastırılmış öfkenin, inanç veya suçluluk duygusuyla birleştiğinde patlayıcı bir hal alabileceğini söylüyor. Uzman Psikiyatrist Dr. Ceyda Aksoy’a göre, “Failin dini sembollere bu kadar bağlı olması, yaşadığı çatışmanın ahlaki boyutunu gösteriyor. ‘Tespihim evde kaldı’ cümlesi, onun içsel dengesiyle olan bağını yitirdiğinin göstergesi olabilir.”

Mahalle halkı hâlâ şokta. Olaydan sonra evin önüne bırakılan karanfiller, kırılmış bir güvenin ve sessiz bir yasın simgesi oldu. Kadının mahkemeye çıkarılacağı gün beklenirken, herkesin aklında aynı soru var:
Bir tespih eksikliği, bir hayatı nasıl bu kadar karartabilir?


İşte bu trajik olay, toplumun bastırılmış duygularının, inanç çatışmalarının ve sessiz çığlıklarının bir yansıması gibi. “Anne diyorum deminden beri, ne eksik?” diye başlayan o cümle, aslında bir insanın içindeki boşluğu değil, tüm bir hayatın eksik kalan parçasını anlatıyor.